Günler önce, bir adamın gitme vakti yaklaşırken dudaklarının ucunda bir şarkı vardı. Kadın parmak uçlarında uzanıp öpüyordu adamı, dudaklarının ucundaki şarkıyı.
“Sevişirdik durduğunda viran zaman.”
Üstüme sinmişliğin var.Turgut Uyar
(Source: portakalyokusu, via derinlikler)
Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacaklarınKırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzümün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım.Cemal Süreya
(Source: kofiakofo)
Ama sen çok güzelsin.
Hiçbir duygu, o ilk sarılmanın önüne geçemiyor.
(Source: kayipkalem, via kablelvuku)
Bazen yaşadığın binlerce günü bir kenara bırakıp tek bir güne odaklanabiliyorsun. Tekrar yaşasam ya diye sayıklıyorsun ne zaman için sıkılsa. O günkü mutluluğunu dudaklarında hissedip rahatlıyorsun bazı anlar.
Yine 14 Mayıs olsa ya, yine heyecandan titrese dizlerim, dolaşsa ayaklarım birbirine. Seni almaya geldiğimde sevgilim, bakınsam etrafa, kalbim parmak uçlarımda atsa. Sonra aniden biri arkamdan sarılsa yine. Yüzüne bakamasam, afallasam, öpsen beni. Yine 14 Mayıs olsa ya, inanamasam yanımda olduğuna. Yüzüne dokunsam, sakallarında gezinse parmaklarım, göğsüne yaslasam başımı da kalbini dinlesem. Kulağıma fısıldasan seni seviyorumlarını, sıcak nefesin tarasa saçlarımı. 14 Mayıs olsa yine ama akşama doğru sen gidiyor olmasan, alıp götürmese seni o otobüs benden. Son kez parmak uçlarımızı öpüp el sallamasak birbirimize. Onun yerine yürümeye devam etsek yürüyüş yolunda, yol bizi nereye götürürse, el ele.
Çok ağlasam, çok istesem yarın yine 14 Mayıs’tan pazartesi olur mu sizce? Çok çok istesem?
yarım kaldı
sende kalsın,
kalsın yarım.
tadın kaldı
bende kalsın,
bende tadın.
bir daha dokunursan
bir kez daha bana,
dokunursan
karışırız
karışır dünle yarın.
baby I’m yours by arctic monkeys
original: barbara lewis
gül
sen gülünce bahar
renklerden pembe
günlerden pazar
aklım sende
sev
sen sevince güzel
(via seviyorumolumlan)
Cumartesi. Kahvaltılarını etmişler. Sofrayı topluyor adam, kadın da evdeki dağınıklığı, is rengindeki kedi de bacaklarına dolanıyor, o hala isimsiz. Bir şarkı var dudaklarında kadının, mutfaktan eşlik ettiği adamın. Pencereler açık, mis gibi cumartesi havası, sokak gürültüsü doluyor eve. İşi bitmiş mutfakta, ıslık çalarak kadının yanına geliyor adam, beline dolanıyor kolları, ensesinden öpüyor, boynundan, omzundan. Kadınınsa gözleri kapalı, dudaklarında gülümseme. Sevginin ılıklığı var içinde. Adama dönüyor yavaşça, gözlerine bakıyor, adamsa kadının dudaklarına. Parmak uçlarında uzanıyor kadın adamın dudaklarına, öpüyor, ufak, kısacık ama sıcacık. Sonra kendilerini kanepeye bırakıyorlar, adamın göğsüne koyuyor kadın başını. Kollarını sevdiğine doluyor, adam da bir kolunu kadının omzuna. Diğer eli sevdiğinin saçlarında. Kedi de tam karşılarında. Susuyorlar bir süre. Adamın kalbini dinliyor kadın, adamsa saçlarını öpüyor kadının, bugün ne yapsak diye düşünüyorlar. Hava güzel, şehir güzel, onlar güzel. Bugünü sokaklarda el ele dolaşıp, şarkılar söyleme günü ilan ediyorlar. Bir iki sahaf gezer, birkaç bardak çay içer, üç beş insana gülümseriz, diyorlar. Sen fotoğraflar çekersin diyor kadın, duvara yeni anlar ekleriz. Ben şarkılar söylerim, sen eşlik edersin. Belki dondurma yeriz. Bi sokak köpeğini severiz. Senin için çicekli elbise giyerim, sessiz bir sokakta dururuz sen yine askısıyla oynarsın. Uzun uzun öpersin beni. Her köşe başında, her ağaç altında. Bir çocuk gülümser, biz öpüşürüz. Güneş batar, biz öpüşürüz. Kadının hevesi dudaklarının uçlarında. Adam kaçırmıyor bu anı, uzanıp hevesinden öpüyor kadınını.
Sonrası cumartesi gezmeleri, cumartesi öpüşmeleri, cumartesi sevişmeleri.
- Merhaba.
- Öncelikle, ağağağa çokheycanlıyığığığm.
- Tamam, şimdi sakinim.
- Mesela aşırı uykulu halimle sarhoş halim aynı bak. Sabah uyandığımda gece ne yaptığımı, attığım mesajları hatırlamıyorum falan. Oha diyorum bunları ben mi yazdım, bi dumur oluyorum. Bir de o uykulu haldeyken “Yok yeaa uykum yok benim eheh” diye diye uykuya daldığımı biliyorum.. İnkar olayım da var. Öyle yani.
- Kiraz saplı çay içip yanında da yaz helvası yiyorum. Pardon duyamadım, biri zayıflamak mı dedi?
- Gülerken gözleri kısılan insanları samimi bulmuyorum lan. Hep bi sinsilik….
- Baba menemeni diye bişi var.
- Dediğim dedik çaldığım düdük insanları. Şöyle bi kenara ayrılın bakıyım siz ve tek sıra halinde terk edin buraları. Katlanamıyorum size. Teşekkürler.
- Cüce fobim var. Ciddiyim. Feci korkuyorum.
- Şişman ama vücuduna göre giyinen insanlar. Sizi seviyorum.
- Çok fazla şişman esprisi yaptığım doğrudur. Bir gün toplanıp anamı sikecekler. Kısmet.
- Ne zayıf ne şişman olan kız psikolojisi var bir de. Çok araf. Bazen çok üzülüyorum.
- Mesela migreni itin götüne soksunlar. Adeta gözlerimi parmaklıyorlar, kafatasımı çiviyle deliyorlar.
- Trip anında atılan “Uyuyorum ben. İyigece.” mesajına “Uyumuyorsun. Konuşacağız.” diye karşılık veren adamı ben kaptım arkadaşlar, avucunuzu yalayın.
- Sokakta gördüğü her kediyi kucaklayan bir kız var. Aa. Benmişim o.
- Islak kaldırım taşı kokusu.
- Ellerim mumlu ip kokuyor. Deyişik bişi.
- Mavi fetişim var. Hastalık derecesine ulaştı.
- Hem bodur tavuk her daim piliç. Diğmi ama.
- Ya ben galiba dişi değilim ya. Çukulata sevmiyorum. Alış veriş beni kasıyor. Geçen ayakkabılarıma şöyle bir baktım da… Adeta mahallede top oynayan erkek çocuğuyum. Öyle mahvetmişim onları.. Dişi dediğin ayakkabılarına biraz değer verir ya…..
- Bazen sınıfta, dersin ortasında, seks diye bağırmak istiyorum. Ama çılgın istiyorum.. Böyle garip haller.
- Geçen babam yan odadan arayıp “İyi geceler hayatım, öptüm.” deyip kapadı… Bilemiyorum ki nasıl bi kafası var.
- Geçen yine yanlış dairenin zilini çalıyorum…. Açmadılar bir de, nasıl küfrediyorum bizimkilere. Zar zor anahtar çıkardım kilide soktum zorluyorum kapıyı yok açılmıyor… Çok sonradan fark ettim ki orası bizim ev değilmiş… Sessizce uzaklaştım…
- Ha bir de, kopyala yapıştır kızlarımız var. Aklımı çıldırıyorum onları gördükçe. Vitrinde ne varsa hooop kendi üzerlerine yapıştırıveriyorlar. Bir de kimde ne gördüyse onları üzerlerine yapıştıranlar var.. Bir örnek geziyorlar böyle kardeş kardeş…
- Bugün ne giysem kızları da var bak onlara değinirsem çıkamam işin içinden. Baya abanıcam çünkü.
- Geçen sokakta yürüyorum bir balık ızgara kokusu. Aman yarabbim böyle güzel koku duymadım daha önce. Pavlovun köpeğiyim adeta ağzımın suları sel oldu. Burun epitelimin her zerresini kullanarak kokuyu takip ettiysem de nafile. Bulamadım kaynağını. Dev üzüldüm. Eve geldim. Ve bilin neyle karşılaştım. BALIK IZGARA. Tanrının sevdiği kuluymuşum… Pehh.
- Yine çenem düşmüş toparlayamamışım. Hadi çav.


